2020 Yılında Avrasya Haritası
Çev: Musa Ceylan
14.06.2001
Değişen ekonomik ve çevresel gerçekler, Avrupa'nın
enerji temin ediş şeklini değiştirmekte, nükleer enerjiden doğal gaza doğru büyük
çaplı bir geçiş gerektirmektedir. Rusya Avrupa için tek gerçekçi kaynak
olduğundan, kıta, Rus doğal gaz kaynaklarına çok daha bağımlı hale gelecektir. Bu
evrim ve bağımlılık (ve de bunun sonucunda Rus devletinin istikrarını korumada
Avrupa'nın ulaşması gereken yüksek profil), tüm bölgedeki jeopolitik ilişkileri
yeniden belirleyecektir.
2020 yılında Avrasya jeopolitik haritası önemli ölçüde farklı olacaktır. Bununla
birlikte Avrupa, dış politikasını buna göre ayarlamaya fazlasıyla muktedir olduğunu
göstermiştir. 1973'te petrol üreticisi Araplar, İsrail'i destekledikleri için
Batı'yı cezalandırmak amacıyla bir petrol ambargosu uygulamıştı. Avrupa, buna
Arapları memnun edebilmek için Arap-İsrail sorunlarındaki siyasi tavrını yeniden
biçimlendirerek cevap verdi. Bu politika, Arap liderlerin kontrolü sürdürmek için
kullandıkları pek hoşa gitmeyen yöntemleri eleştirmekten kaçınmayı da içeriyordu.
Artık Rus enerjisine ihtiyaç duyan Avrupa, politika esnekliğini kolayca doğu
komşusuna da uygulayabilir. Rus ve Avrupa çıkarlarının çatıştığı durumlar
dışında (örneğin Baltık bölgesinde) Avrupa, Rusya'ya istediği kadar serbesti
tanıyacaktır. Düzenli enerji tedariği karşılığında Avrupa, Moskova'nın basına
yönelik saldırılarını, eski Sovyet devlerini yavaş yavaş asimile etmesini, çevreyi
kötüleştirmesini ve otoriter eğilimlerini sessizce hoşgörecektir. Aslında bu
eğilim başladı bile. 31 Ekim'deki Rusya-AB Zirvesi'nden Çeçenistan'daki Rus eylemleri
konusunda Brüksel'den bir eleştiri kırıntısı bile çıkmadı. Brüksel, Rusya'yı
memnun edecekse Rusya'nın Çeçenistan'ı öldürmesine izin verecektir.
Orta Avrupa devletleri, Rus enerjisine topyekün bağımlılıktan en fazla huzuru
kaçacak olanlardır ama başka seçenekleri olmayacaktır. AB'ye katılım
programlarının bir parçası olarak bu ülkeler kendi enerji şebekelerini Batı
Avrupa'ya bağlıyorlar. Bu arada Batı Avrupa Rusya'nın enerji için başvurulacak yer
olduğu konusunda genel bir sonuca ulaşmıştır. Bu da Orta Avrupa'yı Rus enerjisi
kullanma veya daha uzak kaynaklardan daha pahalı enerji ithal etmek için yeni enerji
altyapısı inşa edecek paralar sarfetme seçeneğiyle karşı karşıya bırakmaktadır.
Eğer Batı Avrupa, komşu Orta Avrupa ülkelerini zorla kendi enerji planına dahil
ederse, bu durumda uzaktaki Orta Asya kendini giderek cüretkar Rus baskısına maruz
bulacaktır. Avrupa pazarını avucunun içine alan Rusya, Orta Asya'yı Rus dünya
görüşüne -ve de enerji şebekesine- zorlamak için ekonomik, politik ve askeri
açıdan serbest olacaktır. Moskova çok iyi biliyor ki Orta Asya devletlerini kontrol
etmenin en kolay yolu, onların dünya pazarlarına çıkışlarını kontrolden
geçmektedir. Şu an için Orta Asya, Rusya dışında üç mümkün çıkışa sahip.
İlk ikisinin (Çin ve İran) kısıtları var. Çin'in, Orta Asya petrolünü kullanması
için gerekli 2000 milden fazla boru hattını inşa edecek sermayesi yok. Bir petrol
üreticisi olan İran ise yaptırım altında olmaya devam ediyor.
Orta Asya ülkeleri Çin'e petrol satabilir, ancak böyle bir düzenlemeyi karlı kılmaya
yetecek altyapının ortaya çıkabilmesi için en azından bir onyıl geçmesi gerekir. O
zaman bile Çin, halen Rusya'dan geçen mevcut hatlarla rekabet edemez. Bu ise, Rusya'nın
bölgenin bileğini büküp teslim alması için fazlasıyla yeterli bir süredir.
Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan zaten o durumdalar. Geriye bir Kafkasya kalıyor.
Rusya, çeşitli Kafkas toplumlarını birbirine karşı oynayarak Kafkasya'yı
istikrarsızlaştırma yeteneğini defalarca kanıtlamıştır. Son zamanlarda
normalleşme yönündeki tereddütlü hareketlere rağmen Rusya, Abhazya, Acaristan,
Ermenistan ve Güney Osetya'daki ağır etkisini sürdürmektedir. Bu manivelaların
herhangi birinin çekilmesi, büyük çaplı inşaat projelerini bozmaya yeter.
Kafkasya'da belli bir istikrar olmaksızın, Bakü-Ceyhan petrol hattı ve trans-Hazar gaz
hattı gibi trans-Kafkasya boru hattı projelerinin gerçekleşmesi büyük zorluklarla
karşılaşacaktır.
En önemlisi, Orta Asya enerjisini çıkarmak sözkonusu olunca Avrupa artık Rusya ile
aynı tarafta yeralacak, bu da Çin, İran ve çeşitli Orta Asya devletlerini endişeye
düşürecektir. Avrupa sermayesiyle Rusya'nın yakınlığı ve altyapısının
birlikteliği, Orta Asya devletlerinin hakim Rus akıntısına karşı yüzmelerini
neredeyse imkansızlaştıracaktır.
Orta Asya ve Kafkasya için durum ne kadar berbat olursa olsun başka hiçbir ülkeyi
Ukrayna kadar kötü bir gelecek beklememektedir. Ukrayna, neredeyse tamamen ithal petrol
ve doğalgaza bağımlıdır. Ancak, ekonomik faaliyet eksikliği bir yana kronik bir
döviz sıkıntısı bulunduğundan Ukrayna, ülkenin toplam ihtiyacının % 80'i için
Rusya'dan enerji ithalatına bağımlıdır.
Ukrayna topraklarından geçen Rus doğalgaz boru hattı, bu bağımlılığın en kötü
boyutunu yansıtmaktadır. Transit ücreti olarak Ukrayna'nın yıllık 32 milyar
metreküp gaz alma hakkı var. Ancak bu, Ukrayna'nın ihtiyacı için yetersizdir. Bu
nedenledir ki Ukrayna firmaları yıllarca illegal bir şekilde hattan kaçak gaz aldılar
-Ukrayna Cumhurbaşkanı Leonid Kuçma'nın tavsiyesiyle. Sonuç olarak, Ukrayna'nın
toplam gaz borcu (Kiev'e mi yoksa Gazprom'a mı inandığınıza bağlı olarak) 1.4 ila 3
milyar dolara arasında değişmektedir.
Ukrayna'yı baypas ederek geçecek bir hattın inşaasında Rusya'ya tardım etmeyi kabul
etmekle Avrupa Birliği, Ukrayna'nın can damarını kesecektir. Transit gelirin kaybı,
ödemelerin yapılmaması yüzünden vanaları kapatma şeklinde bulduğu yeni yöntemle
birleşince, Ukrayna'nın enerji bağımsızlığından geriye ne kalmışsa onu da
baltalayacaktır. Ukrayna'nın geriye kalan transit geliri Druzbha petrol hattından
gelecektir. Fakat şimdi Rusya Avrupa'nın ithalatından düzenli gelir kaynağı elde
edeceği için Rusya'nın bunu da baypas edecek bir hat inşa etmesi yalnızca bir zaman
meselesidir. Avrupa'nın gaz hattı inşaatını sübvanse etme kararı, Ukrayna'nın
tabutundaki son çivi olmanın ötesinde, mezarına atılan son kürek topraktır.
Ukrayna'yı genişletilmiş bir birliğe entegre etme fikri artık ölmüştür.
Fakat Avrupa Ukrayna'yı kendi geleceğinden dışlarken sınırındaki bir başka büyük
ülkeyi işaret etmiştir. O ülke de Türkiye'dir. Siyasi olarak Türkiye, AB başvurusu
sahibi statüsü düşünülünce mükemmel bir transit ülke olur. Mümkün olan Çin'e
bir bağlantı dışında diğer tüm önemli petrol yolları şimdi Türkiye'den
geçmektedir. Bu ülke son birkaç yılda gaz hattı sözleşmeleri için
çırpınmaktadır. Bunlardan ikisi (biri Rusya'dan, diğeri İran'dan) tamamlanmak
üzeredir.
Türkiye'de bu sözleşmelerin tümünü veya daha sonra gelecek olanları karşılayacak
düzeyde talep olmadığı için mantıklı karar, doğalgazı Yunanistan'a ve Avrupa'nın
geri kalanına yeniden ihraç etmek olur. Böyle bir düzenleme Yunanistan'ı Avrupa
enerji şebekesine bağlar ki bu da uzun zamandır AB'nin bir hedefidir. Türkiye'nin de
şebekeye bağlanması anlamına gelecek bu gelişme ile bu ülkenin aday üyeliği daha
cazip hale gelecektir. Yine de bu, Rus kontrolünün etkilerini sadece hafifletecek,
ortadan kaldırmayacaktır. Türkiye'nin projelerinin tamamı planlanan en azami
halleriyle bile gerçekleşse, yalnızca 56 milyar metreküplük gaz miktarına
ulaşılacaktır ki bu da Rusya'nın üstünlüğünü etkileyecek düzeyde değildir.
-----------------
Kaynak: http://www.stratfor.com/europe/commentary/0011142010.htm
Yazışma: bilgi@derinanadolu.cjb.net
doğrudan yazışma